İntikad Ne Demek Osmanlıca? Eğitimcinin Perspektifinden Bir Keşif Öğrenmek, insanın hayatında dönüştürücü bir güce sahip olan bir süreçtir. Bir eğitimci olarak, her gün öğrencilere sadece bilgi aktarmakla kalmayıp, onların düşünme biçimlerini, değerlerini ve dünyaya bakış açılarını şekillendirdiğini görmek, işin en büyüleyici yanıdır. Her öğrenme, bir anlamda geçmişin izlerini bugüne taşır. Özellikle dil, bir kültürün derinliklerine inmenin en güçlü yollarından biridir. Bugün, Osmanlıca’da önemli bir kelime olan “intikad”ı keşfederken, bu kelimenin yalnızca dildeki değil, toplumsal yapılarımızdaki yerini de anlamaya çalışacağız. Peki, “intikad” kelimesi ne anlama gelir? Osmanlıca’da bu kelime, yalnızca bir sözcük değil, geçmişin sosyal ve pedagojik anlamlarını da içinde barındıran…
8 YorumEtiket: de
Kasır Ne Demek Din? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Manevi Bir Yolculuk Dinî kavramlar bazen kelimelerin ötesine geçen anlamlar taşır. “Kasır” kelimesi de bunlardan biridir. İlk bakışta kısa ve sade bir kelime gibi görünebilir, ama hem İslâmî literatürde hem de farklı kültürel yorumlarda derin sembolik anlamlara sahiptir. Bu yazıda “Kasır ne demek din?” sorusuna sadece sözlük anlamıyla değil, tarihî kökleri, kültürel bağlamları ve toplumsal etkileriyle birlikte cevap arayacağız. Belki de bu yolculuk, kelimelere daha dikkatli bakmamıza ve onların taşıdığı manevi mesajı daha iyi anlamamıza vesile olacak. Kasır Kelimesinin Temel Anlamı: Kısa, Eksik, Sınırlı Arapça kökenli “kasır” kelimesi, sözlükte “eksik”, “kısa”, “sınırlı”…
6 YorumYün Yorgan Vakumlu Hurca Konur Mu? Bir Felsefi Bakış Başlangıç: Anlamın Derinliklerine Yolculuk Hayat, her zaman bizim alışkanlıklarımızın ve anlayışlarımızın çok ötesinde anlamlar taşır. Bir objenin, örneğin yün yorganın vakumlu bir hurca konulup konulamayacağı gibi gündelik bir soruya bile bakarken, onun ötesindeki gerçeklikleri sorgulamak önemlidir. Bu basit görünen mesele, aslında ontolojik, epistemolojik ve etik açılardan pek çok derin soruyu beraberinde getiriyor. Yün yorgan, bir anlamda rahatlık ve sıcaklık sağlarken, vakumlu hurca konulması, yalnızca fiziksel bir değişim değil, aynı zamanda varlık, bilgi ve değer anlayışımızla ilgili de düşünmemizi gerektiren bir durumdur. Ontolojik Perspektif: Yün Yorganın Doğası ve Gerçeklik Ontoloji, varlık bilimi…
8 Yorumİnsanın İç Atlası: Antropolojik Bir Bakışla “Karaciğerde Bir Sorun Olduğu Nasıl Anlaşılır?” Giriş: Bedenin Kültürel Haritasına Yolculuk Bir antropolog için her beden bir haritadır — damarlarında tarih, organlarında inanç, hücrelerinde kimlik dolaşır. Farklı toplumlarda beden yalnızca biyolojik bir yapı değil, aynı zamanda bir anlam sistemi, bir semboller bütünüdür. Bu nedenle “Karaciğerde bir sorun olduğu nasıl anlaşılır?” sorusu, yalnızca bir tıbbi gözlem değil, aynı zamanda kültürlerin bedene yüklediği anlamların da bir yansımasıdır. Antropolojik olarak karaciğer, insanın iç dünyasının “filtre merkezi”dir; hem fiziksel hem de ruhsal kirliliği temizler. Bu yüzden birçok kültürde karaciğer, arınmanın, cesaretin ve yaşamın özü olarak görülür. Antik toplumların…
12 YorumGüzide ile Mutfaktan Sofraya: Güzide Kimdir? Antropolojik Bir Bakış Bir antropolog için yemek yalnızca karın doyurmak değildir; bir toplumun belleğine, kimliğine ve duygularına açılan bir penceredir. Güzide ile Mutfaktan Sofraya ifadesi, ilk bakışta bir televizyon programı ya da bir yemek markasını çağrıştırabilir. Ancak antropolojik bir bakışla bu ifade, çok daha derin bir kültürel anlam taşır. “Güzide kimdir?” sorusu, aslında “Bu toprakların sofra kültürünü kim temsil ediyor?” sorusuna dönüşür. Bu yazıda, Güzide ismini bir kişi olarak değil, bir kültürel sembol olarak ele alacağız — emeğin, misafirperverliğin ve kadın kimliğinin simgesi olarak. Güzide: Bir İsimden Fazlası, Bir Kültürel Arketip Antropolojik açıdan bakıldığında,…
12 YorumPeygamber Çiçeği Var mı? İnanç, Doğa ve Kültür Arasında Anlamlı Bir Yolculuk Bazı sorular vardır ki, cevabı sadece “evet” ya da “hayır” değildir; asıl değer, o sorunun peşine düşerken öğrendiklerimizdedir. “Peygamber çiçeği var mı?” sorusu da tam olarak böyledir. Yüzeyde bir botanik merakı gibi görünen bu soru, derinlere indiğimizde doğa ile inanç, gelenek ile bilim, yerel ile küresel arasındaki hassas ilişkilere dokunur. Hadi gel, bu özel çiçeğin izini birlikte sürelim. — Peygamber Çiçeği Nedir? Bilimsel Gerçeklikten Başlayalım Önce en net cevabı verelim: Evet, peygamber çiçeği (Centaurea cyanus) diye adlandırılan gerçek bir bitki türü vardır. Asteraceae (papatyagiller) familyasına ait olan bu…
8 YorumKapamacı Ne Demek? (Geleceğin Mesleği mi, Yeni Bir Zeka Türü mü?) Hiç düşündünüz mü, bazı kelimeler sadece anlam taşımaz; geleceğin kapılarını da aralar. “Kapamacı” kelimesi de işte tam olarak böyle bir kelime… Bugün kulağa biraz eski, belki biraz geleneksel gelebilir ama yarının dünyasında bu kelimenin çok daha derin, çok daha stratejik anlamlara bürünme potansiyeli var. Hadi gelin, birlikte bu kelimenin geçmişinden yola çıkıp gelecekte bizi neler beklediğini hayal edelim. — 🔍 Kapamacı: Sadece Bir Aşçı mı, Yoksa Bir Dönüşüm Mühendisi mi? Bugün sorarsanız çoğu kişi “kapamacı”yı, etli pilavlı bir yemeğin ustası olarak tanımlar. Osmanlı mutfağının gözbebeği olan kapama yemeğini yapan…
6 YorumKanun Teklifi İçin En Az Kaç Milletvekili Gerekir? Eşik Düşük, Etkisi Yüksek Söyleyeyim: Bu mesele sadece teknik bir “usul” değil, demokrasinin sinir uçlarına dokunan bir güç meselesi. Parlamentodaki en küçük hareketin bile toplumsal sonuçları var. “Kanun teklifi için en az kaç milletvekili gerekir?” sorusu da tam burada kritikleşiyor; çünkü eşiği nereye koyduğunuz, hangi fikirlerin meclis gündemine sızabildiğini belirliyor. Hukuki çıplak gerçek: Eşik nedir? TBMM’de sıradan (anayasa değişikliği dışındaki) bir kanun teklifi için asgari imza sayısı bir. Evet, tek bir milletvekili imzasıyla teklif Başkanlığa verilebilir; İçtüzük uygulamasında bu çıplak gerçek böyledir. İş anayasa değişikliklerine geldiğinde tablo değişir: TBMM üye tam sayısının…
8 YorumTürklerde Göçebe Hayatın Sonuçları Nelerdir? Edebiyatın Aynasında Bir Yolculuk Kelimelerin dönüştürücü bir gücü vardır; onlar yalnızca duyguları değil, tarihleri de taşır. Bir edebiyatçı olarak biliyorum ki her metin, bir halkın ruhunun yankısıdır. Türklerin göçebe hayatı da edebiyatın belleğinde yalnızca tarihsel bir dönem değil, aynı zamanda bir anlatı biçimidir — hareketin, aidiyetin, kayboluşun ve yeniden doğuşun öyküsüdür. Türklerde göçebe hayatın sonuçları bu nedenle sadece toplumsal bir dönüşüm değil, aynı zamanda bir edebi dilin, bir metaforun ve bir duygunun doğuşudur. Göç ve Dilin Şiirselleşmesi Göç, edebiyatın en eski temalarından biridir. Türklerin göçebe yaşam biçimi, dilin doğasına bile işlemiştir. Göçebe hayatın sonucu olarak…
14 YorumKampta Neler Gerekli? Eşitlik, Empati ve Dayanışmayla Yeni Bir Kamp Kültürü Bir kamp hazırlığına başladığınızda aklınıza ne gelir? Çadır, uyku tulumu, yiyecek, belki bir fener… Peki ya toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve sosyal adalet? Kamp, sadece doğada geçirilen birkaç gün değildir; aynı zamanda birlikte yaşamanın, paylaşmanın ve farkındalıkla var olmanın küçük bir provasını yapmaktır. O yüzden “Kampta neler gerekli?” sorusunu sadece fiziksel ihtiyaçlarla değil, insani değerlerle de yanıtlamak gerekir. Çadırın Altında Kimler Var? Toplumsal Cinsiyet Rolleriyle Kamp Deneyimi Kamp alanında bile toplumsal roller kendini belli eder. Kadınlar genellikle yemek hazırlığında, erkekler ise ateş yakma ya da teknik işlerde öne çıkar.…
14 Yorum