İçeriğe geç

Tevelli teberri ne demek ?

Tevelli Teberri Ne Demek?

Tevelli teberri… Kulağa ne kadar ağır, ne kadar derin bir terim geliyor, değil mi? Belki de daha önce hiç duymadınız. Ama şunu söyleyeyim: Hiç duymamış olsanız bile, sosyal medyada her köşe başında karşınıza çıkması an meselesi. Herkesin bir şeyler ifade etmeye çalıştığı, herkesin düşüncelerini sesli bir şekilde paylaştığı, tartışmaların sıradanlaştığı bir dünyada, tevelli teberri gibi kavramların anlamını çözmeden sadece yüzeysel bir şekilde gezmek, ne yazık ki çok da akıllıca değil. Özellikle de İzmir gibi her an bir tartışmaya davet eden, fikirlerin sürekli alıp verildiği bir şehirde yaşıyorsanız… Sizi de ben, bu başlıkla tanıştırmak zorundayım.

Ama öncelikle, bu kelimelerin kökenine inmek gerek. Tevelli ve teberri, Arapçadan dilimize geçmiş terimler. Aslında temelde bir şeye sahip olma ve ondan uzaklaşma üzerine kurulu bir felsefeyi ifade ediyor. “Tevelli” bir şeyi almak, kabul etmek, o şeyin bir parçası olmak anlamına gelirken; “teberri” ise tam tersine, bir şeyden ayrılmak, ondan uzak durmak, o şeye karşı mesafe koymak demek. Bunların birlikte kullanımı da genelde, bir inanç sisteminin, bir fikir ya da bir topluluğun içinde yer almayı ve sonra o topluluktan ya da inançtan vazgeçmeyi ifade eder. Ancak bu kavramı dinî bir terim olarak algılamak yanıltıcı olabilir, çünkü aslında günümüzdeki kullanımı çok daha geniş.

Tevelli Teberri: Güçlü Yönleri

Tevelli teberri, aslında özgürlük, kendi kimliğini keşfetme ve inançlardan, topluluklardan bağımsız bir birey olma isteğiyle doğrudan ilgili bir kavram. Bunu çok seviyorum, çünkü insanın kendi yolunu seçme hakkını savunuyor. Herkes bir topluluğun parçası olmaya, ona bağlı kalmaya zorlanıyor. Herkesin bir kimlik oluşturuluyor, bir kalıba sokuluyor. Ama burada şunu söyleyebilirim: Bu kelimenin “güçlü” yanları, insanların içindeki özgürlük arzusunu, bağımsızlık düşüncesini yansıtıyor. Herkes bir inanç ya da bir dünya görüşü doğrultusunda hareket etmek zorunda değil.

Bunu daha da açacak olursak: Bazen bir düşünceyi kabul ediyorsunuz, bazen bir topluluğa katılıyorsunuz, ama sonra bir noktada, o fikrin sizinle ne kadar uyuştuğuna bakıyorsunuz. Eğer o inanç ya da o düşünce artık sizinle özdeşleşmiyorsa, size ait değilse, teberri işte burada devreye giriyor. Ayrılmak, mesafe koymak, vazgeçmek. Bunu yaparken kimseyi kırmadan, ama net bir şekilde bunu ifade ederek kendinize olan saygıyı kaybetmeden bir adım atmış oluyorsunuz.

Tevelli kısmı ise tam tersi, bağlılık, sadakat ve bir şeyin parçası olma duygusunu anlatıyor. Bu, toplumsal bağların sağlam olduğu, insanlar arasında derin bir güvenin var olduğu bir yapıyı ifade edebilir. İnsanlar birbirlerine sıkı sıkı bağlanabilirler, birbirlerinin yanında olabilirler. İşte bu da çok güzel. Çünkü bu, toplumun güçlü, bütünleşmiş olduğu bir yapı yaratır. Zor zamanlarda birbirimize destek olabiliriz. Ne kadar acı bir dünya olsa da, birbirimize bağlı olduğumuzda daha dayanıklı hale geliriz.

Tevelli Teberri: Zayıf Yönleri

Ama işte her şeyin bir “ama”sı vardır. Tevelli teberri de öyle. Bu terimi çok sevdiğimi söyledim ama hiç de masum değil. Bunu fazla kullanmaya başlamak, insanları fikir çalkantısına sokabilir, onların kimliklerini sorgulamalarına neden olabilir. Örneğin, her şeyden bağımsız olmayı isteyen bir insanın zamanla kendi benliğini kaybetme ihtimali olabilir. Çünkü insan sürekli bir şeylerden sıyrılmaya çalıştıkça, biraz daha yalnızlaşır, bir şeylere aidiyet duygusunu kaybedebilir. Zamanla bir kopukluk hissi yaratır. Bir noktada, “ben kimim?” sorusunu kendinize sormaya başlarsınız.

Yani evet, sosyal bağlardan kopmak bazen gereklidir ama çok fazla kopma, insana zarar verebilir. Bağlardan tamamen sıyrılmak, insanı “gölge” gibi hissettirebilir, çünkü sürekli olarak kimseye ait olmamak, bazen aslında hiç kimseye ait olmamakla sonuçlanır. En kötü senaryoyu düşünelim: Kendini bir şeylere bağlayamayacak kadar bağımsızlaşan biri, toplumdan izole olur ve sonuçta yalnızlaşır. Kendi kimliğini bulmak bu kadar kolay bir iş değil.

Tevelli Teberri ve Sosyal Medya

Gelelim işin sosyal medya kısmına. Bugün internet ve sosyal medya sayesinde insanlar sürekli bir şeylere “bağlanma” ve sonra onlardan “ayrılma” sürecindeler. Birçok insan, bir gruba katılıyor, bir fikri savunuyor, bir markaya bağlılık gösteriyor ama sonra her şeyden kolayca vazgeçebiliyor. Tevelli teberri kavramı burada sosyal medyada çok sık karşımıza çıkar. İnsanlar anlık duygusal tepki verirler; çok beğendikleri bir şeye bağlı kalabilirler, sonra bir sebepten ötürü ondan uzaklaşabilirler. Bir düşünceyi kabul edip, hemen onu terk edebilirler.

Ve tabii ki, sosyal medya ortamlarında bu “bağlanma” ve “bağlardan sıyrılma” olayı çok daha belirgin hale gelir. İnsanlar sürekli bir şeyleri onaylarlar, etiketlerler, sonra birkaç gün içinde vazgeçerler. Birçok insan bir bakış açısını tamamen kabul eder, sonra bir anda o fikirle hiç ilgisi olmayan bir başkasıyla tanıştığında, o fikri tamamen reddeder. Bunu görmek, biraz da kafa karıştırıcı olabilir. “Sana ne oldu?” sorusunu sorabilirsiniz. Ama gerçek şu ki, bu tür bir davranış, tevelli teberri sürecinin net bir yansımasıdır. Birçok insan sürekli arayışta, sürekli yeni fikirler peşinde, ve bu da çoğu zaman kimlik bunalımına yol açar.

Sonuç: Tevelli Teberri’ye İhtiyacımız Var mı?

Hadi bakalım, bir soruyla bitireyim: Gerçekten tevelli teberri’ye ihtiyacımız var mı? Dünyanın her an hızla değiştiği, her şeyin anlık olarak şekil değiştirdiği bir dönemde, insanlar bir konuda “sabit” kalmakta zorlanıyor. Ve belki de bu yüzden, bu kavram giderek daha fazla hayatımıza giriyor. Kendimizi kabul etme ve aynı zamanda reddetme arzusunu daha fazla hissetmeye başlıyoruz. Ama belki de “tam anlamıyla bağlı olmak” ve “tam anlamıyla uzak durmak” ikisi de bu kadar basit olamaz. Bu iki kavram arasında bir denge bulmak, belki de en doğrusu.

Sonuçta, en sağlam fikirler, en sağlam kimlikler, belki de tam olarak bu dengeyi bulabilenlerde bulunur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş yap